14 Kasım 2009 Cumartesi

new goodies (rings)

Mozaik sonrası yeni yüzükler yaptım. Fotoğraflarda güneşte renkler oldukça parlak görünüyor. Bu yüzden bir de gölgede çekilmiş fotoğraf ekliyorum. Ayrıca parmakta nasıl durduğunu merak edenlere de altta mini bir resim var. ^_^ İsteyen olursa tık tık.

I did new rings after the mosaic ones. The colours are very bright in the pictures taken in presence of the sun. That's why I added also one without it. Plus if anyone wonders how they look when worn there is a small picture below. ^_^ If you want 'em click.


new goodies

Yeni küpeler Pasaj'da! / New earrings on my e-shop!



Made for Ms. Didem Kıral

Bayan Didem Kıral, D-Shirts'ün kurucusu ve onun ricası üzerine özel olarak ürettiğim pembik küpeler huzurlarınızda! ^_^ Bu haftasonu eline geçmesini bekliyorum, bakalım beğenecek mi?

Ms.Didem Kıral is the founder of D-Shirts and she requested these earrings which I made especially for her! ^_^ She supposed to have them this weekend, hope she likes them.


10 Eylül 2009 Perşembe

boncuk kolye-bead necklace


Bu hafta bunu kaynvaldemin evinde bir dergide gördüm, hemen denemek istedim, oracıkta ezberledim ve becermeye çalışırken epey ter dökerek başardım. kendisi büyük teyzeme hediye olarak yapılmıştır. :)


This week I read instructions of it in a magazine at my mother-in-Law's house, I learned it by heart and after I came home and with sweat and blood and tears I managed to do it. It is supposed to be a present for my great aunt :)

27 Ağustos 2009 Perşembe

3.KÖPRÜYE HAYIR!!!!


Değerli arkadaşlarım, Ayça'dan Öykü'ye ve verdikleri linklere geçerek bu konudaki hassasiyetimi çok iyi dile getiren yazılara ulaştım. Aşağıdaki yazı bu sayfadan alıntıdır.

Burada Ayça'nın başlattığı forum yazısı, bu sayfada da Öykü'nün ormana dokunma adlı ana konu başlığını, bu köprünün neden yapılmaması gerektiğini okuyabilirsiniz. Doğayı birazıcık olsun seviyorsanız lütfen linklere göz atın ve kendi çapımızda yapabileceklerimiz hakkında fikir üretin, düşünün.


BOĞAZIN ÜSTÜ KAPANARAK ULAŞIM SORUNU ÇÖZÜLMEZ
3. Köprüyü İstemiyoruz!

Ulaştırma tüm toplumsal kesimler ve ekonomik sektörler açısından büyük önem taşımaktadır. Bu nedenledir ki gelişmişliğin temel göstergelerinden birisi çağdaş ulaşım sistemlerinin kullanılıyor olmasıdır.

Öte yandan küresel iklim değişikliğinin yarattığı endişe tüm dünyada ulaştırmanın öncelikli olarak yeniden ele alınmasını zorunlu kılmıştır.

Öyle ki; henüz ülkemiz açısından ciddi bir farkındalık sorunu bulunan Kyoto Sözleşmesi bile artık yetersiz bulunmakta ve Kopenhag randevusunda alınması düşünülen daha radikal önlemler ve yaptırımlar yüksek sesle tartışılmaktadır.

Yaptırımlar içerisinde; uygulamalara karşı duran ülkelerin izole edilmesi ve bu ülkelerle yapılan ticaretin durdurulmasından, silahlı bir emisyon gücünün oluşturulmasına kadar pek çok öneri tartışılmaktadır. Yaptırımlara paralel olarak bir emisyon borsası kurulması da üzerinde durulan önemli konulardan birisini oluşturmaktadır.

Çünkü; ülkemizde bilim insanlarımıza gerekli desteklerin verilmemesine bağlı olarak yeterli ampirik çalışmalar yapılamasa da Avrupa Birliği (AB) çerçevesinde yürütülen çalışmalarda sadece trafik tıkanıklıklarının, AB'nin yakıt tüketimini %6 oranında arttırdığını ve oluşan kayıpların 10 milyar €’yu aştığını göstermektedir.

Bu çerçevede; özellikle AB bir yandan, ciddi şekilde emisyondan sorumlu görülen fosil yakıt kullanımını başta karayolu araçlarına yönelik aldığı yasaklama ve kota uygulaması gibi kararlarla engellemeye çalışırken bir yandan da belirlediği yeni demiryolu koridorlarına yaptığı yatırımlarla özellikle yük taşımacılığında karayolu payını azaltmaya çalışmaktadır.

Öte yandan, (her ne kadar ülkemizde araç öncelikli kavşak çalışmaları yoğun olarak sürdürülmekte ve bu yaklaşıma müdahale edilmemekte ise de) AB perspektifi ile kent ve otomobil kentli hakları çerçevesinde bir arada yaşayamaz olarak değerlendirilmeye başlanmıştır.

Oysa ülkemizde tek mod üzerine yığılmış olan ulaştırma probleminin çözümü yine bu modun yani karayolunun sorunu gibi algılanmakta ve çözümde bu anlayışla üretilmektedir.

Kuşkusuz bu algının temel nedeni ülkemizin bir Ulaştırma Ana Planının olmayışıdır. Böyle bir planın yokluğu nedeniyle şehir içi ve şehirlerarası ulaşım sorunları katlanarak artmaktadır. Diğer ulaşım modlarını dikkate almayan, bütünlükten uzak ve günü kurtarmaya yönelik çözüm arayışları geçmişten hiç ders alınmadan sürdürülmekte, ülkemizin kıt kaynakları heba edilmektedir.

Bunun bedelini ise alt ve üst geçitlerle otobana hatta F1 pistine dönüştürülmüş caddelerinde, otomobil lehine tüketilmiş ya da otoparka dönüştürülmüş kaldırımlarında yaya olarak hareket edilemeyen, egzoz gazları solunan kentlere sıkıştırılmış hayatlarıyla, bizim insanlarımız ödemektedir.

Tutulan istatistikler ülkemizde her aileden en az bir kişinin trafik kazasına karıştığını göstermektedir. Ulaştırma sistemimizi planlayanların yüksek adrenalin tutkusunun ürünü olan trafik canavarımız her yıl binlerce insanımızın yaşamını, sakat bıraktığı onbinlerce insanımızın ise hayallerini elinden almaktadır.

Bu utanç tablosu önümüzde iken, şimdi de ülkemizin gündemine, İstanbul’un kalan son ormanlarını da yok edecek olan 3. Boğaz Köprüsü inşaat ihalesi taşınmıştır…

Bu köprünün de diğerleri gibi uzun vadede İstanbul’un ulaşım sorununu çözmekten uzak olduğunu ve yaratacağı tahribatı en iyi bilmesi gereken kişi Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olmalıdır.

Çünkü; Sayın Başbakanımız, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı iken 27 Nisan 1995 tarihinde:

“3. Köprü bir cinayettir. Böyle bir teşebbüs İstanbul’un çağdaş kentleşmesi ve şehir içi ulaşım sistemi için ölümcül sonuçlar doğurur” tespitini yapan kişidir.

Ancak maalesef bugün Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, meslek odalarının, bilim insanlarının, sendika ve çevrecilerin bu konudaki karşı çıkış ve uyarılarına rağmen 3. köprünün güzergâhını seçen irade konumuna gelmiştir.

3. köprü, diğer köprülerin, bir başka deyişle Boğazın tümüyle üstünün kapatılacağı günlerin işaretidir.

3. köprü bir anlamda binlerce yıllık tarihiyle İstanbul’dan vazgeçişimizin, insanlığa karşı ihanetimizin belgesidir.

Karayolu öncelikli çözümlerle İstanbul’un ulaşım sorunun çözülemeyeceği 1. ve 2. köprü sonunda yaşanan gelişmelerle anlaşılmıştır.

Yapılan her köprü İstanbul şehir içi ulaşımında demiryolu ve denizyolunun payını azaltmış, karayollarının payını ise hızla artırmıştır. Bu ise İstanbul’u yaşanabilir bir kent olmaktan çıkararak, artan ranta bağlı olarak plansız yapılaşmayı körüklemiş ve dünyanın en büyük köyüne dönüştürmüştür.

Mağrur karar vericilerimiz bilmelidir ki ellerinde tuttukları ve güçlerini sınamakta kullandıkları kaynaklar ülkemiz insanının alın teri ile ıslanmış ve kendilerine ödünç olarak verilmiştir.

Sonuç olarak ülkemizdeki plansız ulaşımdan en büyük zararı gören İstanbul 3. köprüyle birlikte yeni bir plansızlığın kurbanı olacaktır. 3. Köprü sorunları çözmeyeceği gibi İstanbul’un su havzalarını, kalan ormanlarını yok ederek İstanbulluları daha büyük çevre sorunları ile yüzleşmek zorunda bırakacaktır.

Bundan dolayı bir kez daha uyarıyoruz: Tarihimize ve geleceğimize karşı borçlu olduğumuz gerçeğini unutmadan, rant uğruna İstanbul’u feda etmekten, 3.köprünün yapımından bir an önce vazgeçin…

Yunus AKIL

Mim mim mim mim

Sevgili Hesionka mimleyivermiş beni arada derede, sağol kardeşim. şindi nedir bu mim pek anlamadım ama galiba hakkımda 7 ilginç şey yazmam gerekiyormuş, doğru anlamış mıyım? bakalım birşeyler çıkacakmı?



O halde buyrun
  1. Kırılan renkli kalem uçlarını, ilkokulda sağdan soldan edindiğim şekilli silgileri, 1 liraya 2 liraya otomatik makinalardan alınan renkli lastik topları, elime geçen her türlü pulu, bana gelen bütün mektupları biriktiriyorum.
  2. Bitmiş tuvalet kağıdı rulolarından kendime digeridoo yaptım.
  3. Yılda bir defa nedenini bulamadığımız bir şeye alerjik olarak ellerim şişer ve kaşınır, o kadar ki parmaklarımı kapatamam neredeyse.
  4. Lisedeyken evimizin kapısına gelen 20 cm uzunluğunda bir solucanı ev hayvanı yapmıştım, kendi kutusu içinde düzenli olarak tazelediğim bereketli ve nemli toprağı içinde yaşıyordu. Biyoloji öğretmenimiz Annunziata, biyoloji dersi için solucanımı denek olarak kullanmayı sonra da ebediyen (formaldehid içinde) okul laboratuvarında saklamayı vaad etmişti, kıyamadım ve bu tekliften sonra bir hafta içinde bahçeye saldım kendisini.
  5. Hayatımda Viyana'ya gittiğim ilk gün, sokaktaki canlı heykel performansçılarından biri beni dudaamdan öpmüştü.
  6. Şu an itibariyle 1991 yılından beri yazdığım 21 günlüğüm var.
  7. Sonbahar ekinoksunda doğdum.
Şimdi de özellikle Adem, Aslı ve Ayça'yı sonra da isteyen herkesi mimliyorum efenim :)

22 Ağustos 2009 Cumartesi

T-shirt design " The Rocket"

Arkadaşlar threadless sitesinin bir yarışması için yaptım, konu çocukluk. Uzaya gitmek veya rokete binmek pek çok çocuğunu rüyasıdır. Belki bazılarıız TenTen'in uzay macerasını ya da Saint Exupery'nin Küçük Prens'ini hatırlar. Bu hikayeler uzay hakkındaki tuhaf ama aynı zamanda tutkulu duygularımızı beslemiştir. Artı, kim bulutların üstünde yaşamak istemez ki? Hiç uçağa binmemiş bulutların üstünün gerçekte nasıl göründüğünü bilmemişlerimiz bile eninde sonunda bu rüyayı kurarlar. ben bu rüyayı Jack ve Fasulye Ağacı'nı okuduktan sonra kurmuştum. Canım bulutların üzerine çıkan birşeye tırmanmayı çok fena istiyordu. ne yazık ki İstanbul gibi bir metropolde ağaca tırmanmak bile neredeyse imkansız. Bu imkansız rüya içimde hala yaşıyor :)

It's a magical dream of many children to go to space or at least to be in a rocket! Perhaps many of you would remember the space adventure of "TinTin" or "Le Petit Prince" of genius Saint Exupery, all nourish the strange yet passionate feelings about space. In addition who wouldn't love to live up on the clouds? even if some of us never took a plane and saw what it actually looks like above the clouds, will dream about it eventually. My first dream about it was when I read "jack and the beanstalk". I wanted to climb anything above the clouds really bad. Unfortunately I grew up in a metropolitan city called Istanbul where it's almost impossible to climb even a tree! that impossible dream still lives inside me.


Bu da bu duygulardan yola çıkarak tasarladığım t-shirt. Bir hafta boyunca oylanacak. Eğer yeterli oy alabilirse basılma şansı olacak. eğer beğendiyseniz oylamaktan çekinmeyin. Bu arada başka t-shirtler de var ( o kadar da bencil değilim:) kendi işimin linkini veriyorum, artık oradan kaptırırsınız :) hepinize iyi haftasonları!